Dini
Emre İtaatin Ehemniyeti
Resûlullah Efendimiz (s.a.v), Huneyn Gazâsı’ndan sonra Tâif’i de muhasara etmişti. Lâkin Tâif’in fethi için henüz Allâhü Teâlâ tarafından izin verilmemişti.
Bir Saat Adalet Yetmiş Yıl İbadetten Hayırlıdır
Adâlet: Haksızlık ve zulüm yapmamak, yapılması lâzım gelen şeyleri dürüst olarak yapmaktır. Adâletli olan zata “âdil” denir. Adâletin zıddı zulümdür, haksızlıktır. Adâlete riâyet etmek, İslâm dininde en büyük vazifelerden ve en güzel hasletlerdendir:
Diline Sahip Olmak
İmâm-ı A’zam’ın (radıyallâhü anh) talebelerinden ve büyük evliyâdan Abdullah bin Mübârek (rahimehullah) demiştir ki: “Diline sahip ol, zira kişinin mahvolmasına en çabuk sebep olan lisanıdır. Kişinin söyledikleri aklının ve kalbindekilerin delilidir. Kişinin lisânı arslanıdır. Eğer onu salarsan seni parçalar.”
Arşın Gölgesinde Gölgelenecekler
Yedi kat yer ve yedi kat göklerdeki bütün mahlûkât yani. bütün melekler, insanlar, cinler, şeytanlar, karada ve denizdeki -karıncaya varıncaya kadar- hayvanlar dirilip kıyâmet günü bir araya gelince Sidre-i Müntehâ’ya kadar bütün göklerin melekleri mahşere inecek ve yetmiş bin saf olup insanları ve cinleri etraftan kuşatacak ve sıkacaktır.
Kibir ve Tevazu
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Mütevâzı kimseleri görünce siz de onlara karşı mütevâzı olunuz. Kibirli kimseleri görünce siz de onlara karşı kibirli olunuz. Çünkü bu onları küçültür ve onlar için zillet olur. Bundan dolayı size de sadaka (sevabı) vardır.” “Kalbinde zerre kadar kibir olan cennete giremez.” Bir sahabî, “Yâ Resûlallah, kişi, elbisesinin ve ayakkabılarının temiz olmasını […]
Ashabım Hakkında Güzel Söz Söyleyen Mümindir
Resûlullah (sallallâhü aleyhi ve sellem) Efendimiz buyurdular: “Muhakkak Allâhü Teâlâ, beni seçti, benim için de Ashâbımı seçti. Onlardan bana vezirler, yardımcılar, akrabâlar kıldı. Kim onlara kötü söz söylerse Allâh’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti üzerine olsun. Allâhü Teâlâ böyle kimsenin -farz ve nâfile- hiçbir ibâdetini kabûl etmez.”
Mezheblerin Tarihçesi
Resûlullah Efendimize (s.a.v.) vahiy gelir, Ashâb-ı Kirâm da bizzat Resûlullah’tan âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfleri dinleyerek ilim öğrenirlerdi. Dâimâ Resûlullâh’ın (s.a.v.) mübârek meclis ve huzûrunda ilim nûru ile nurlanır, kalbleri saf, îtikâdları doğru, amelleri hâlis ve şüpheleri çözülmüş olurdu.